-İskender, seninle biz ne zaman tanıştık?
-Bilmem mi gerekiyor?
-Tamam tamam, yanlış soruydu. kusura bakma. Nasılsın, iyi misin?
-Nasılsam nasılım, sana ne?
-Doğru, haklısın, bana ne…
-Ne içersin o zaman?
-Kahve! Çok şekerli olsun.
-Garson! Bakar mısın…
-Buyrun efendim.
-Bize birer kahve lütfen… Yalnız İskenderinki…
-Çok şekerli olacak, biliyorum, ya sizinki?
-Sade olsun lütfen.
-Peki efendim.

***

-Eee İskender! Neler yapıyorsun? Ne âlemlerdesin?
-Âlemler kötü. Yaptığım iş düşünmek. Düşünüyorum.
-Neler düşünüyorsun?
-Olmayanı…
-O ne demek? Olmayan düşünülür mü?
-Ha ha, adama bak.. olanı herkes düşünür.
-Doğru ya! Peki o, olmayan ne?
-Yaa, söyleyeyim de düşündüklerimi çal öyle mi.
-Bak, beni az çok tanıdın. Bana güvendiğini biliyorum. Herkes beni  kıskanıyor. Bizim çayımızı kahvemizi içmiyor, yeni tanıdığı şu yabancının kahvesini içiyor diyorlar, sen de biliyorsun..
-Evet biliyorum. Seni sevdim bir kere.. Sen iyi bir adamsın.
-Teşekkür ederim. O zaman söyle şu güzel, önemli, gizli düşünceni, hadi… Bilirsin sır çıkmaz benden.
-Tamam, sır çıkmaz. Sır çıkmaz. Sadece havayla çalışan bir motor… Gaz yok, benzin yok, mazot yok…
-Çok güzel be İskender! Tebrik ederim. Tam çevreci adamsın!
-O ne demek, çevreci?
-Yani canlılara zarar vermeyen, faydalı olan demek.
-Anladım. Benim motorum da öyle işte, masrafsız… Faydalı, güzel!
-Kahveler!
-Teşekkürler Hüseyin!
-Ne o İskender, hani sen sigara içenleri sevmezdin? Bu ne ağzındaki sigara?
-Git işine aslanım! Bak, cigaram yanıyor mu? Yanmıyor. İçerken yakmayacaksın, yakarsan da içmeyeceksin, tamam mı? Yoksa o seni yakar!
-Tamam tamam İskender, hadi afiyet olsun!
-Sağol Hüseyinciğim, kahve güzel olmuş.
-Afiyet olsun Abi, ustam iyi kahve yapar.

***

-Eveeet İskender Bey. Peki bu motor ne zaman piyasaya çıkacak?
-Burada çıkmaz. Almanya’da çıkacak. Patentini oraya vereceğim.
-Nedenmiş o peki?
-Nedeni medeni yok.
-Tamam, iyi düşünmüşsün.
-Ben hem iyi hem doğru düşünürüm.
-Hem de güzel be İskender Bey! Güzel de konuşuyorsun.
-Ben herkesle konuşmam…